bom bili bili bilogum...

1 yorum var - 17 Aralık 2008 19:45

Sonradan çok düşündüm ve karar veremedim ileride yaşayacağım bu onulmaz acıları bilebilme imkanım olsaydı, yine de gelir miydim seninle o ilk gün ki buluşmaya…

Neden yaşadığımız diğer bütün günler bir sis perdesinin arkasında kaybolup gidiyor gibiyken o gün bu kadar net... Ne zaman gözlerimi kapasam, o günü en parlak renklerle, tüm ayrıntılarıyla görüyorum… Hem de tekrar tekrar… Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyordu,havada kar kokusu vardı,insanların hızlı hızlı yürüyüşleri, o ıslak şemsiye kalabalığı çok net olarak hatıramda hala.. Soğuk hemde çok soğuktu , camlarından Balık Pazarını görebildiğimiz loş bir salondaydık,fonda İlhan İrem çalıyordu “ayrılıklarında sonu var”,kısa ve eskimiş tahta masalar ,çivili bir tabure ısınmaya çalışmak ve ısınabilmenin dayanılmaz heyecanı… Ukalalık,muziplik zekilik belkide hiç değişmeyen o çocuk gözleri eksik yanlarını gizlemişti...Kayıtsız şartsız aşık olmuştum ona..Gerisi çok bilindik iki kişinin yavaşça ‘tek’ kişi olması… Soluk alır gibi, su içer gibi doğal ve kendiliğinden oluveren sevmeler,sevişmeler…Hiç konuşmadan birbirinin ne dediğini anlamalar… o olmadığı zamanlar milyonlarca kişi içinde bile yapayalnız kalmalar… gülmeler… ağlamalar… ayakların yerden kesilmesi…
Şimdi ise ancak kış nedeni ile kapanan bir kumsalın anlayabileceği o ağır hüzün… İlk kez komedi seyreden bir çocuğun o saf ve katıksız gülmeleri yerini tepkisiz bir surat ifadesine bıraktı… Aşkın bitişi ne acı vericiymiş meğer ,darılmak için bahane aramalar,hep eksikleri hep yanlışları görmeler… Güneşi, ayı, yıldızları, kuşları, vapurları, cadde ve sokakları o aşka şahit tutan bizdik oysa…Şimdi hepsi birer birer yalancı şahit oldular… Şimdi yüzümde kırgın, kızgın, sevinçli, alaycı, öfkeli, ağlamış, şaşırmış, şehvetli, kararlı, yorgun yüz ifadeleri… Ve kocaman bir boşluk.Öyle derin böyle dantel gibi işlenen bi aşk nasılda bitti içimde anlamadım…
Sanırım; insan gelecekteki daha büyük mutluluğu hayal edemiyorsa, mutluluğu yakalayamıyor… Hazıra dağ dayanmaz deniyor ya hep cepten yiyince çabuk bitiyor aşk... Ne acı...
(yazı alıntı,aşk çalıntıdır)

aferim4

CESET

1 yorum var - 07 Ekim 2008 10:39

Ödünç almıştık soluklarımızı
İklimimiz ve coğrafyamız yoktu
Mevsimleri yıllara teslim edip
Yeni dünyanın yeni iklimlerini yaratıyorduk
Dinsizdik,imansızdık
Ama yarattığımız beşinci mevsimde
Güneşten kartopu yaptık
Kendi cesetlerimize attık…
Yanan cesedimde öpülecek yer yok!
Nasıl uyandırabilirsin beni
Ömrüme uzanan yoldur
Dubara zarı kadar kısa olan
Bir cesedi öpüyorsun oysa
Farkında olmadan…

aferim4

veda

2 yorum var - 03 Ekim 2008 01:08

Bu koca kente bıraktıklarımın anlatımına, belki de hiç ulaşamayacağım. bir “düşün” peşinden koşmak, şarkıları , dizeleri ,kovulmuşlukları,tükenmişlikleri ve oyalanmaları ve de anlatamamaları yaşamak meseleydi...durdum,düşündüm…
Sonra bir akşam kızıllığı ….
Sonra bir suskunluk…
Sonra bir fonda bir şarkı söyleniyordu.
Aynı şarkı mı?
Durdum… düşündüm … vazgeçtim …
Anlatamazdım…

6 yorum var - 01 Ekim 2008 11:00

Seni sevmek ; direnmekti sevgili…
Güçsüz olanı acımasızca yok eden bu kentin kalabalığında , hayat telaşesine kapılmadan yüreğimde tutabilmekti aşk denilen o çocuğu..

Seni sevmek ; isyan etmekti sevgili…
Her şeyi oldu gibi kabul etmemenin gücü ile sensizliğe baş kaldırmaktı..

Seni sevmek ; güçlülüktü sevgili…
Kimsenin lmadığı kadar güçlü olmayı başarabilmek , vazgeçişlerden uzakta vir masal yaratıp O’na inanabilmekti..

Seni sevmek ; aşka ömür adamaktı sevgili …
Güne sığdıramadığım sen dokusunu nasıl olacakta bir ömre sığdırabileceğim düüncesiyle zamanı devirmekti…

Seni sevmek ; unutulan bir melodiyi hatırlamaktı sevgili…
Unutlmuş bir şarkının sözleri yarım yamalak avucumdayken , seninle beraber tamamını hatırlamanın vermiş olduğu huzuru gibi…

Seni sevmek ; özgürlüğünü eline vermekti sevgili..
Sorgusuzca yanı başında olmaktı her daim…

Seni sevmek ; tek bir doğruya hasret kalan yaşamda saf olan tüm duyguları hatırlamaktı…

Seni sevmek ; zor olanı başarmaktı…

Ve seni sevmek ; ahmaklıktı sevgili

aferim12

♥♥

5 yorum var - 04 Eylül 2008 06:32

gidiyorum,
bu şehir bu sokaklar hep sen kokarken...
artık buralarda duramam!
dikildi gözlerim yine gözlerinin buğusuna,
demir parmaklıklar gibi
alacakaranlıklarda düştüm yollara...
"HOŞÇAKAL"

8 yorum var - 23 Ağustos 2008 19:24

*Laptobuma viski döküldü yoksa ben zenginmiyim? *Filmlerde tecavüze neden omuzdan başlanıyor? *Evde "Ciddi Böcekler" olduğunu söylemişti birisi bu böcekler takım elbiseli filanmıydı? *Peki ya o "Yabancı Kedi" ingilizce mi miyavlıyordu? *Tek başıma eşli pişti oynayamazmıyım? *Yolda çevirme var dediler kuzu mu çeviriyorlardı acaba? *İnsanların ne zaman usb girişi olacak? bütün arşivimi bünyemde taşımak istiyorum artık... *Niye fantastik aşkların başrolünde ben varım hep?

Feci halde uzatabilirim...

3 yorum var - 22 Ağustos 2008 22:03

anarşi teorisi dediler aşka...
kronik bir özgürlüktür aşk oysa
ses duvarını aşarak uçan...

kronik bir özgürlüktür aşk
küçük kanatlarla başka evrenlere uçururken
altüst edip hırpalayan!!!

silkeleyin kanatlarını
yeniden uçurun lütfen
vurmayın kuşları
guguklu saatte bile...

9 yorum var - 16 Ağustos 2008 21:15

saat:20 59 ve ben kahvaltı yapıyorum düzen diye bir şey kalmadı valla,her gün alkol alıyorum bütün gün uyuyorum.onun bunun kedilerini odama kapayıp elmyralık yapıyorum.noktalı virgülü nereye koymam gerektiğini hala bulamadım.yıllardır elimde noktalı virgüller dolaşıyorum bir bulsam uygun bir yer koyucamda bulamadım.kedilek kırdığım o kedili mumluk için affettimi beni acaba?ama olsun kazayla insan ölüyor oda lily nin şizofren sevgilisinin yaptığı resmin çerçevesinin üzerine bastıydı aynı gün...son günlerde bir korkaklık var üstümde dışarı çıkasım gelmiyor hiç, 24 saat arayla atlattığım minübüs facialarından olabilir oysa ben korkmazdım böle şeylerden son zamanlarda sevgisizlikten kaynaklı bir depresyon geçiriyor olabilirim..hani derler ya grip ama ayakta geçirdi bende depresyondayım ama gülerek geçiriyorum zaar...zaar böle mi yazılıyor acaba?aslında doğrusunu bulurdum ama bu doğruysa vakit kaybetmiş olmak istemiyorum.zaten yeterince geç kalmadım mı herşey için?herşeyde bu kadar başarısız olmayı nasıl beceriyorum bilmiyorum...zaar diye doğru yazmışım bu arada...şu aralar hayatımda uyumaktan zevkli bir şey yok...ha birde kedilek in uğur böcüklü oyuncağıyla evin içinde pırrr pırrrr diye ses çıkarmak eğlenceli oluyor...evet evet bak bunda çok başarılıyım...siz giderken biz dönüyorduk diyenler;bir gün beraber gidelim bakalım kim önce dönecek...yuppii koydum sonunda bizim noktalı virgülcüğü::)

3 yorum var - 10 Ağustos 2008 22:03

özgürlüğün bardaktan boşanırcasına yanlızlık olduğunu gördüm,
yarını düşünme diyenlerin geleceklerini çoktan garantiye aldıklarını bildim,
anı içimden geldiği gibi yaşadım,affetmeyi öğredim
affettiklerimi unuttum....

en hüzünlü anlarımda bir umut daha varmış gördüm,
bu umut anlık mutlulukmuş bildim,
mutlulukta hakkımmış yaşadım,
içime akıttım gözyaşlarımı unuttum...

hep derin denizlerde yüzdüm sığlıktah haz etmedim,ortalama biri olmak istemedim sonunda herkes benden bir parça koparıpta gitti gördüm,
paramparçalığımdan mutlu oldular bildim,
hiç üzememişler gibi yaşadım,
zamanla aşkın anlamınıda unuttum...

bir insan kalabalığında yanlız kalmanın acısını sezdim,
biliyordum yanlızlığı ben tercih ettim
onlarla olabilmek uğruna değişmedim çünkü
hep aynı kaldım huysuz,kırılgan,mağrur...
neden sonra anladım ki ;
"BEN EN ÇOK KENDİMİ SEVDİM"...

8 yorum var - 28 Temmuz 2008 23:17

bakkal amca şeftali diyince koşmaya başıyor garibim...

elmyraa:iyi günler bakkal amca sipariş verecektim..
bakkal amca:söle kızım..
elmyra:2 fanta,2 kola,2 ekmek,2 meyva suyu
bakkal amca:neli olsun kızım ?
elmayra:ŞEFTALİİİİİİİİİİ.....
bakkal amca: ditttttttttttttt
ahizeyi fırlattı sanırım:)

elmyraa hakkında:

16.07.1982 doğumlu, 26 yaşında. şu an yaşadığı yer İstanbul. yokluğuna alışmaya olarak çalışıyor.